Dinleme üzerine… | #MakamHisleriOyunu

Dinleme, dinlenme, dinginlik…
Dinlemek,   bir bütün olarak teslim olma hali… kafamdaki seslerden, yargılardan ve cevaplardan ötesini duyabiliyor muyum ki?
‘Dinle’ diye başlamış Mesnevi.
ilk şartı ‘oku’ olan bir dinin içine doğmuşum
Çevirimiçi severek eğitim aldığm Berklee müzik okulundaki öğretmenlerden biri şunu demişti “Verebileceğim yegane tavsiye hiç sevmediğin, hiç benimsememiş olduğun müziği açıp dinlemen olacaktır. Aslında onda sana dair kaçındığın parçalar olabilir. Bir de bu müziği dinleyen binlerce insana dair bilmediğin bir şey orada gizli olabilir.”
Canımın istediği yöne hareket etme güdüsünü bir kenara bırakıp #MakamHisleriOyunu ile hep birlikte aktif dinlemeyi deneyimlemek üzere ortak seçtiğimiz makamları sıra ile dinler olduk. Bu ay da #Hüseyni ayı ilan ettik.
Benim için büyük bir devrim. Bir ay boyunca haftada en az 20 dakika sırf o makam o aya seçildi ve uygun görüldü diye oturup dinliyorum. Aslında neticede Berklee’de okuduğum sanal bölümün sanal fakat çok değerli hocasının nasihatı üzere hareket ediyorum. Tam da onun dediği gibi kaçındığım yere kendi rızamla ayak basmış bulunuyorum.
Birlikte dinlemenin de bir sihri var. Hal yolculuğunda adımlarımızı birlikte atıyoruz. Halden hale geçişlerde dinlediğimiz şeylerin ne derece etkisi olduğunu hep birlikte görmüş oluyoruz. Sessiz katılımcılar da, ruhunu kaleme döken güzeller de hepsi değerli. En değerlisi ise bu birlikte çıkılmış yolculuk. Yolcular aynı benim gibi istek ve arzuların ötesinde birlikte buluşuyorlar. Bir toplu eterik deneyim hali. Ayna nöronlarımızı çoğaltıyoruz.
Yoga’da 5 adet Jnanendriya yani algı organı var ve her biri belli bir elementi temsil ediyor.  Ses ve kulak ise en sübtil element olan eter ile bağdaştırılıyor. Akaşik bir alana giriyor. Belki buraya gelmeden önce de duyduğumuz şeyleri temsil ediyor. Ses, bedende en kuytu yerleri rezonansa sokup birlikte titreştiren garip bir fenomen. Herkesin bir frekansı var. O frekansın ne olduğunu kalından tize her sesi çıkarırken diyaframda eli tutarak araştırabiliyoruz.  Elin titreşmeye başladığı yer bedenin titreşime katıldığı rezonans alanı. Yine de her bir bölge farklı frekansda titreşebiliyor.
Sarkaç gibi bir o yana bir bu yana salınan quarkların sonucu olarak titreştiğinin hiç farkında bile olmasak da gözle görülebilen frekans aralığında form oluyoruz. Kuarklardan atomlara atomlardan moleküllere, moleküllerden hücrelere, her birimiz titreşip duruyoruz. Birlikte ve ya ayrı. Duyum aralığı  tahminen 20Hz ile 20Khz arası olan  kulak ile duyduğumuzu algılamadığımız bazı frekans formları bizi farkında olmadan etkisi altına alabiliyor hatta bu konuda farklı komplo teorileri bile var.  Neticede kuvantum mekaniğinin Kopenhag yorumlamasına göre her bir gerçeklik sadece bize gerçek kalmakla yetiniyor.  Derya deniz burada anlatmakla bitmeyecek mevzular. *
Şu anda konumuz farkında olarak bile isteye dinlemek.
Belki o anda çok da tercihin olmayan bir şeyi oturup “bakalım acaba ne hissediyorum” diye dinlemek. Gerçekten insanı ilginç noktalara taşıyor.  =))
Geçen ay #Segah makamının etkisi altnda iken çoğunlukla daha önce yaşadığm utanç ve suçluluk duyguları tekrarlandı. Toparla toparla bi hal oldum. Benlik ile diğerlerinden ayrı gördüren her ne varsa önce ondan utandım. Heva ve arzular gözüme tek tek gelirken bir boş göründü. Kalıplarda kaldılar ve ben de o kalıplara sanki ölmüşüm de cenazemde kefenime bakıyorum gibi bakakaldım. Gerçekleşmemiş arzulara içimde bir şükür belirdi. Segah kafamı açtı. Bilinmeyen her şeye daha da güvendim. Olmadık hayallere kapılmaya meyilli bir insan olarak beni toprakladığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Şimdi kim bilir Hüseyni’de ne hisler yaşanacak :))
Tabii ki bilmiyorum. Kağıt üstünde yazanla da artık pek ilgilenmiyorum.
Bir bildiğim bu etin kemiğin içindeki tecrübe ve O da diyor ki; birlikte aktif dinlemenin ortak bilince kattığı bir mana var. Gündelik istek ve arzulardan bağımsız olarak oralarda buluşmanın yarattığı ortak irade kutsaması gibi garip bir duygu. Tam dillendiremiyorum. Bu oyunun bir parçası olmaktan çoooooooook mutluyum .  Ne demiş afrika atasözü?
“Hızlı gitmek istersen tek başına ama uzağa gitmek istersen birlikte hareket edeceksin.  “
Velhasıl kelam biz uzun yolu seçtik. Herhalde bir iki yıl sürer. Sen de gelmek istersen bu ay (yazıyı yazmış olduğum ay 01.2018) #Hüseyni  Makamındayız. Mesela 5 nota olmadan Hüseyni dizisi kurulmaması, isim manalarındaki letafet beni Türk Müziği Makamları ile daha da yakınlaştırıyor doğrusu..
Sevgiyle kalın..

* (Centre of Excellence‘ın Sound Therapy diye bir eğitimi var. Ses ve müzik terapisi ile ilgilenenlere tavsiye ederim.)

Yogini’lere bilgi notu:
Manas tarafından yönetilen 10 duyu var. Bunların hepsi de kişisel ve aslında zan döngüsünün parçası fakat çok önemli…
Jnanendriya (Duyu Organları)
İlgili Elementi
Kulak
Eter
Deri
Hava
Göz
Ateş
Ağız
Su
Burun
Toprak
Karmendriya (Hareket Organları)
İlgili Elementi
Dil
Eter
Eller
Hava
Göz
Ayak
Cinsel Organlar
Su
Anüs
Toprak

2 thoughts on “Dinleme üzerine… | #MakamHisleriOyunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.